11/8/2007 - Güzel Söz
O vakit Allah'tan bir rahmet ile
onlara yumuşak davrandın! Şayet sen kaba, katı yürekli olsaydın, hiç şüphesiz,
etrafından dağılıp giderlerdi. Şu halde onları affet; bağışlanmaları için dua et; iş
hakkında onlara danış. Kararını verdiğin zaman da artık Allah'a dayanıp güven.
Çünkü Allah, kendisine dayanıp güvenenleri sever. (Al-i İmran Suresi, 159.
ayet)
Vaktiyle
biz, İsrailoğullarından: Yalnızca Allah'a kulluk edeceksiniz, ana-babaya, yakın
akrabaya, yetimlere, yoksullara iyilik edeceksiniz diye söz almış ve "İnsanlara güzel söz söyleyin, namazı
kılın, zekâtı verin" diye de emretmiştik. Sonunda azınız müstesna, yüz
çevirerek dönüp gittiniz. (Bakara Suresi, 83. ayet)
“Güzel
söz sadakadır.” (Buhari, Edeb, 34)
"Kıyâmet
günü, mümin kulun terazisinde güzel ahlâktan daha ağır bir şey bulunmaz. Allâh Teâlâ çirkin hareketler yapan, çirkin sözler söyleyen
kimseden nefret eder." (Tirmizi, Birr, 62)
Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-'in Ranuna vadisinde okuduğu ilk hutbeden:
Öyle ise
her kim ki yarım hurma ile olsun kendisini ateşten koruyabilecekse hemen o
hayrı işlesin. Onu da bulamaz ise bari
mümin kardeşine güzel ve tatlı sözler ile gönül alıp kendini o ateşten korumağa
baksın. Zira Hakk Teala Hazretleri bir hayra karşı on misli hatta yedi yüz
misline kadar sevab ihsan buyurur. (Mahmud Sami Ramazanoğlu, Ashab-ı Kiram c.1, Erkam Yay.)
|
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
31/3/2007 - Allah ve Rasulü’nün muhabbeti
Enes bin Mâlik –radıyallahu anh- anlatıyor:
Rasulallah –sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz'e bir adam geldi ve:
— "Ya Rasulullah! Kıyamet ne zamandır?" dedi.
Efendimiz –sallallahu aleyhi ve sellem- :
— "Kıyamet için ne hazırladın?" diye sorunca o da:
— "Allah ve Rasulü'nün muhabbetini…" cevabını verdi.
Bunun üzerine Rasul-i Ekrem –sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz:
— "Öyleyse sen sevdiğinle beraber olacaksın." buyurdular.
Enes –radıyallahu anh- bu rivayetin devamında der ki:
"İslam'a girmekten başka hiçbir şey bizi Allah'ın Nebisi'nin "Muhakkak sen sevdiğinle berabersin" sözü kadar sevindirmemiştir. İşte ben de Allah'ı, O'nun Rasulü'nü, Ebu Bekr'i ve Ömer'i seviyorum ve –her ne kadar onların yaptıkları amelleri yapamasam da- onlarla beraber olmayı umuyorum" (Müslim, Birr, 163)
Osman Nuri Topbaş, Emsalsiz Örnek Şahsiyet Hazret-i Muhammed Mustafa, Erkam Yayınları
|
|
Yorum (5) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
15/10/2006 - Salavât
Cuma günü salât ü selâma devam etmenin faziletiyle alakalı olarak Hazret-i Ali –radıyallâhu anh- şöyle der:
“Her kim Cuma günü Peygamber Efendimiz’e yüz kere salavât getirirse kıyamet günü mahşer yerine yüzü çok güzel ve nûrlu olarak gelir. İnsanlar gıptayla “Bu adam acaba hangi ameli işliyordu?” diye birbirlerine sorarlar.”
Osman Nuri Topbaş, Asr-ı Saâdetten Günümüze Faziletler Medeniyeti, Erkam Yayınları
|
|
Yorum (7) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
20/8/2006 - Miraç

Kardeşim, bu miraç ümmet içindi, senin benim içindi... Dünya imparatorlukları kurmuş bir câmianın en saf, en asil, en halâvetli bir medeniyetinin mensûbu olmamız içindi. Miras aldığımız emaneti, yüz aklığı ile taşıyalım, ilâhî mayasına eksik getirmeden bizden sonra geleceklere devredelim.
Gök ehli Hazret-i Muhammed’i izzet ü ikramla karşıladılar.
Her biri kutladı mirâcını
Dediler giydik saâdet tâcını
Bilelim ki o saâdet tâcından her birimizin alnına birer çelenk parıltısı düşmüştür.
Safiye Erol, Çölde Biten Rahmet Ağacı, Kubbealtı Neşriyat
|
|
Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
5/8/2006 - Allah’ın adını duyunca ağlayın

Ayrıca İslam Müslümanlara kâinatta başka hiçbir kimseye verilmeyen çok büyük bir hediye sunuyor; anahtarın ikinci ve en kalın kısmı; hayat sorusunun en büyük ve derin cevabı: Mefhâr-i benî Âdem ve Sebeb-i hilkat-i âlem olan gözümüzün gönlümüzün nuru Efendimiz Muhammed Aleyhisselam. O, nasıl olunacak, nasıl yaşanacak, nasıl tefekkür edilecek, nasıl eğlenilecek; kısaca A’dan Z’ye her şey nasıl olacak onun en güzel ve muhteşem örneğidir. Bu herkese verilmiş bir hediye değildir. Fakat maalesef Müslümanlar bu hediyeyi özellikle son asırda çok hor ve liyakatsiz kullanarak küfrân-ı nimet ettiler. Ve bu sebepten Müslümanlar günümüzde kendilerinin en büyük düşmanı haline geldiler.
* * *
Muzaffer Efendimin bir sözüyle bitirmek istiyorum: "Allah’ın adını duyunca ağlayın; eğer ağlayamıyorsanız, ağlayamadığınıza ağlayın."
Keşkül Dergisinin 6. sayısında Shems Friedlander ile yapılan söyleşiden.
|
|
Yorum (12) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
25/7/2006 - Hakikat-i Muhammediyye
İmâm Kurtubi:
“Rasulullah – sallallahu aleyhi ve sellem – ‘in hüsn-i cemâli tamamen zahir olmamıştır. Eğer O’nun bütün güzellikleri olanca hakikati ile gösterilmiş olsaydı ashabı O’na bakmaya takat getiremezdi.” demiştir
* * *
Hakikat-i Muhammediyye’ye yaklaşabilmek, akıldan ziyade gönül ve teslimiyet işidir. Hakikat-i Muhammediyye karşısında bizim idrakimiz, metafizik hadiseleri kavrama hususunda bir çocuk idrakinden farksızdır.
Osman Nuri Topbaş, Hz. Muhammed Mustafa, Erkam Yayınları
|
|
Yorum (5) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
22/4/2006 - Allah'ın adının anıldığı halkalar
Hz. Muhammed –sallahu aleyhi ve sellem-’in bir hadisi şöyledir:
“Dünyada cennet bahçelerine uğrayınız.”
Sorarlar, “Ey Allah’ın Elçisi, dünyada cennet bahçeleri neresidir?”
Cevap verir, “Zikir halkalarıdır.”
Shems Friedlander, Dervişlerin Bahçesi, Çev: Nilüfer Peşken, Keşkül – Sûfi Gelenek ve Hayat – Dergisi, 3. sayı
|
|
Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|
Hakkımda
Kategoriler
|