"Allah ile söyleşmede gerçek lezzet vardır" (Zunnûn-i Mısrî)

2/11/2008 - Seyr ü Sülûk Risalesi

Kategori: Irfan Bahcesi

Sordular:

 

“Sûfi nasıl olur?”

 

Dedi:

 

“Cübbe ve seccadeyle, görenek ve adetle olmaz, yok olmakla olur.”

 

Dedi:

 

“Sûfi, gündüzün güneşe, geceleyin ay ve yıldıza ihtiyacı olmayandır. Sûfilik varlığa ihtiyacı olmayan yokluktur”. (s.79)

 

* * *

 

Sordular:

 

“Kişi kendisinin uyanıklığını nasıl bilir?”

 

Dedi:

 

“Allah’ı andığı zaman, baştan aşağı Allah’ın onu andığını duymakla…” (s.80)

 

* * *

 

Dedi:

 

“Dünyada ilim ve kulluk taslayan niceleri var. Fakat sana fayda, her gün akşama kadar halkın beğendiği, her gece sabaha kadar da Hakk’ın beğendiği işte olmaktır.” (s.81)

 

Ebu’l-Hasan Harakani, Seyr ü Sülûk Risalesi, Hazırlayan: Sadık Yalsızuçanlar, Sûfi Kitap

Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

8/9/2008 - Yusuf Sûresindeki Semboller..

Kategori: Irfan Bahcesi


Yusuf Sûresindeki sembollerden bir kısmı:

 

Yakub, Yusuf ve Kardeşleri:

 

Yusuf’un kardeşleri tarafından kırlara götürülmesinde akıl sahipleri için şu işaretler vardır:

 

Kalb (Yusuf), ruhun (Yakub’un) nezareti ve himayesi altında kalır ve ruh diğer his ve kuvvetlere (Yusuf’un kardeşlerine) hâkim olur ve Yusuf’u onların Yakup’tan uzak olmalarından istifade ile hayvani duygularını tatmine fırsat vermemek için onlarla göndermezse onlardan gelecek tehlike ve desiselerden ancak emin olabilir. Çünkü onlar Yusuf’u yalnız bulunca muhakkak bir kötülük edecekleri meydandadır ki onun için babasından uzağa götürmek istemektedirler.

 

Kalb, ruhun nazarlarından ve himayesinden uzağa düşerse şeytan kurdu ona musallat olur. Ve onu istediği gibi çeker çevirir. Onu helak eder. İnsanlık hassalarının helak olması, kalbinin helak olmasına bağlıdır. İnsanın kurtuluşu da kalbin ruhuyla ve diğer letaifiyle zikrullaha müstağrak olup hakiki hayata kavuşmasına bağlıdır. (s.30)

 

İhtiyar kadın:

 

Hikâye olunduğuna göre Yusuf’un müzayedesine bir ihtiyar kadın da elinde iki tutam iplikle iştirak etmişti. Bundaki işaret âşıkının matlubuna varmak için elinde olanı harcamasının layık olduğudur (s.49)

 

Yusuf, Züleyha ve Mısır Azizi:

 

Burada Yusuf, nazargah-ı ilahi olan kalbi ve Allah’ın emirlerine itaati, yasaklarından ictinabı; Züleyha ise, dünyayı ve bütün dünyevi arzu ve şehvetleri; Mısır Azizi de, dünyaya (Züleyha’ya) hâkim olamayıp söz geçiremeyen dünya adamlarını temsil etmektedir. (s.77)

 

Az sermaye, çok erzak:

 

Yusuf’un kardeşleri az sermaye ile gidip çok erzak istediler. Talib-i Hak ise hacetini olduğu gibi arz edip istemelidir. Çünkü Allah’ın hazinesi boldur.

 

Bu makamda Ebu Yezid Bestami –kuddise sirruhu- der ki:

 

Bir kısım amellerimizle oyalanıyoruz. Allah’a acz ü iftikarımızı (ihtiyacımızı) tazarru ile arz etmediğimiz için nasibimiz az oluyor. Yusuf’un kardeşlerini görmez misin ki sermayelerinin azlığına bakmayıp tanımadıkları bir melikten çok istediler.

 

Talib-i hakikat ise elinden geldiği kadar amel edip, ameline mağrur olmamak kayd u şartı ile Allah’a fena-i tam ile kurbiyet hasıl etmeye çalışmalıdır. Marifet, kurbiyet ve vuslat böyle müyesser olur. (s.156)

 

Yusuf’un Kokusu:

 

Vakta ki kafile (Mısır’dan) ayrıldı, babaları (Yakub aleyhisselam) dedi ki: “Bana bunak demezseniz inanın ki şimdi Yusuf’un kokusunu duyuyorum.” (94. ayet)

 

Ruhu ölü olanlar Yusuf’un gömleğinin kokusunu duymazlar. Ey âşık-ı hakiki olan erler! Kalkın yollara çıkın, Yusuf’un kokusunu arayın, bulun ve koklayın!

 

Aşık-ı hakiki, ilahi koku mazharı bulunan her şeyden onun kokusunu duyar. Nefes-i rahmani rayihaları onun burnundan eksik olmaz.  (s.164)

 

Nefisten kurtulmak:

 

Bazı büyükler dediler ki: Nefsinden nefsin ile yani nefsinin arzularını yerine getirerek kurtulman mümkün değildir. Ondan kurtulmanın çaresi Allah’a sarılmaktır. (s.76)

 

Dua:

 

Ey Rabbimiz! Bizi hidayet yolunda hata işlemekten masun kıl! Nefis ve hevanın pençesine düşmekten muhafaza eyle! Seni yakinen arif olanlardan kıl! Hidayet yolunda senin emirlerini imtisal edenlerden kıl! Bizi sana yönelt! Senden gayrilerden bizim alakamızı kes! Âmin! (s.118)

 

Mahmud Sami Ramazanoğlu, Hazret-i Yusuf -aleyhisselam- (Yusuf Suresi Tefsiri), Erkam Yayınları

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

25/4/2008 - Acemi Tellak

Kategori: Irfan Bahcesi

 

Ebu Said Mihne hamamda yıkanıyordu. Yıkayan tellak, acemi bir adamdı. Şeyhi keselerken bütün kirlerini kollarına sürüp önüne yığıyordu. Bir ara Şeyh'e dedi ki: "Alemde erlik nedir? Söyle ey temiz adam!"

 

Şeyh cevap verdi: "Kirleri gözleyip sahibine göstermemek. Halkın gözü önüne yığmamak."

 

Bu cevap, pek büyük bir cevaptı. Tellak, derhal Şeyh'in ayaklarına kapandı. Bilgisizliğini kabul etti, tövbe etti. Şeyh de bu işten hoşlandı.

 

Ey bizi yaratan, besleyip yetiştiren, bize nimetler veren Allah'ım! Ey padişah, ey kulların işlerini yapan, onlara keremlerde bulunan! Bütün âlem halkının erliği, kerem ve lütfu, senin ihsan denizinden bir çiğ tanesidir. Zatıyla mutlak olarak kalıcı olan sensin. Keremin, lütfun övülemez, anlatılamaz. Bizim kirliliğimizden, utanmazlığımızdan geç; kirliliğimizi gözümüzün önüne getirme; yüzümüze vurma! (s. 381)

 

Feridüddin Attar, Mantıku't-Tayr (Kuşdili), Çev: Yaşar Keçeci, Kırkambar Yayınları

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

1/10/2007 - Belâ Râhında Ben

Kategori: Irfan Bahcesi

Ne yerden kârbân-ı gam geçer olsa konar bende
Belâ râhında şimdi bir mu'ayyen menzil oldum ben

(Nereden gam, üzüntü kervanı geçecek olsa bende konaklar. Ben şimdi belâ yolunda bilinen bir menzil, konak oldum)

Esîr-i dest-i hicrânım garîb-i külbe-i ahzân
Ne derdi hicre cân verdim ne yâre vâsıl oldum ben

(Ayrılık elinin esiri, hüzün kulubesinin kimsesiziyim. Ne ayrılık derdiyle can verdim ne de sevgiliye kavuştum)

Lebin devrinde feryâd eylesem ney gibi hoş ammâ
Ne bir dem nâlesiz kaldım ne vasla nâil oldum ben

(Senin dudağının kıvrımında ney gibi feryat etsem iyi, hoş; ama ben ne bir an inlemeden kesildim, ne de kavuşma şerefine nail oldum)

Siyeh bahtım eğilmiş kâmetim hâl-i perîşanım
Gören ârif bilir kim mübtelâ-yı kâkül oldum ben

(Bahtım kara, boyum eğilmiş, halim perişan. Bu halimi gören, halden anlayan ârif kişi benim perçem tutkunu, yani âşık olduğumu, anlar)

Refîk-i derd-i gamdan başka sormaz kimse ahvâlim
O günden kim tarîk-i ehl-i ışka dâhil oldum ben

(Âşıklar yoluna girdiğimi günden beri, gam ve dert arkadaşımdan başka kimse benim halimi sormaz)

Görünce rehze-i gamzen sülûk-u râhdan kaldım
Ne evsat hâletin buldum ne pîr-i kâmil oldum ben

(Senin yol kesici gamzeni, yani bakışını, görünce sulûk yolundan kaldım. Ben ne orta bir hâli buldum, ne de olgun bir yaşlı oldum)

Gâm-ı sevda elinden ben de şaştım Es'ada zîrâ
Ne Mecnûn gibi lâ-ya'kıl ne de bir âkıl oldum ben

(Ey Es'ad, aşkın üzüntüsünde ben de şaştım. Zira ben, ne Mecnun gibi akılsız, ne de bir akıllı oldum)

Muhammed Es'ad Erbilî, Divan-ı Es'ad, Erkam Yayınları

Yorum (5) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

9/7/2006 - Tatmayan bilmez

Kategori: Irfan Bahcesi

 

Nefsi dine ram, dini nefis için vicdan kılmak hal ile mümkündür. Tasavvufun "kâl"den ziyade "hâl" e ait bir ilim olduğunu söyleyebiliriz. Tatmak ve sevmek, seyr ü sülûk neticesinde hissedilir. "Tatmayan bilmez" sözü bu hususu belirtmek içindir. Yunus'un "Ballar balını bulması" da bu demektir.

 

Felsefî düşünce aklî delillere dayanır. Tasavvuf aklın ötesinde keşifle ma'rifetullaha ulaştırır. Kalb gözüyle Hakk'ı hisseden, ilme'l-yakînden, hakka'l-yakîne ulaşır.

 

Tasavvufta gaye ma'rifetullahtır. Allah Teala'ya yakın olmak müslümanın miracıdır. Peygamber aleyhisselam: "Namaz mü'minin miracıdır" buyurmakla, Allah'a yakınlığın bu ibadet sayesinde tamamlanacağını ifade etmiştir. Çünkü namaz, herşeyi bir kenara iterek, bütün varlığımızla Hakk'ın huzurunda olmanın zevkine varmak, gerçek sevgiye ulaşmanın arzusuyla yanmaktır. Bu sevgi, ruhu o büyük varlığa yüceltir. Bu sevginin, bütün benliğimizi sardığı, damarlarımızda dolaştığı, kalblerimizi titrettiği, tüylerimizi ürperttiği zaman varlığı hissedilir. İlahî aşk secdeye varan başımız ve ezan sesleriyle dolan gönlümüzde yaşar ve artar.

 

Mâhir İz, Tasavvuf, Hazırlayan: M. Ertuğrul Düzdağ, Kitabevi

Yorum (8) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

30/6/2006 - Allah Dostları

Kategori: Irfan Bahcesi

İbrahim Dusuki Hazretleri buyurmuşlardır ki:

 

"Ey oğlum! Bilmiş ol ki, Allah dostlarının lisanları maneviyat âlemine daldıkları zaman çeşit çeşittir. Onların işâret ve kelimelerinde anlaşılabilenler olduğu gibi, anlaşılamayanlar da vardır. Onların öyle halleri vardır ki, bir kısmı tabir ve tefsir edilir, bir kısmı ise edilmez. Yine onların oyle sırları vardır ki, ona hiçbir tevilci, hiçbir tabirci ve hiç bir tefsirci muttali olamaz. Çünkü onların sırları, Allah'ın sırrı makamındadır. Allah dostları bile hakkıyle Allah'ın sırlarını bilmekten âciz iken, diğer insanlar nasil âciz olmaz ki? İşte bundan dolayı ey oğlum! Allah dostlarının halleri konusunda sana ancak Allah'a teslim olmak ve onlara hüsn-ü zanda bulunmak düşer, başka bir şey değil."

 

İmam Şarani, İbrahim Dusuki'den Öğütler, Erkam Yayınları

Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

6/6/2006 - Yağmur Tanesi

Kategori: Irfan Bahcesi

 

Bir buluttan bir damla yağmur düştü.

Bu damla denizin genişliğini görünce utandı:

"Şu deniz denilen yerde ben kim oluyorum?

Eğer deniz buysa gerçekten ben hiçim" dedi.

Damla kendisini hor görünce sedefin biri onu koynuna alıp seve seve besledi

Felek de ounun işini öyle düzgün yürüttü ki,

nihayet padişahlara yaraşan namlı bir inci oldu.

Hasılı bu yüceliği kurumsuz olmakla buldu. Yokluk kapısını çaldığı için var oldu.

 

Şeyh Sadi Şirazi

Yorum (4) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda


Kategoriler